Öncelikle belirtmeliyim. Bu konuya ilgi duymakla birlikte, konuyu biliyor, ya da bu konuyla kendime iş hacmi yaratmaya çalışıyor değilim. Konuyu derinlemesine öğrenmeye çalışacağım. Uygulamaya başlayacağımı düşünüyorum. Ancak buna daha zaman var.

Konuyu geçen yıl öğrenmeye başladım. ABD’de Little Rock’ta iki ameliyat izlemiştim. Her ikisi de supraglottik larenjektomi (gırtlak kanseri nedeniyle gırtlağın üst kısmının alınması) ameliyatı idi. O kadar yerinde bulmuştum ki, bu yaklaşımı. Zira, açık cerrahiye gereksinimi ortadan kaldırmıştı. Bu sayede komplikasyon oranı daha düşük, iyileşme aşaması daha kısa idi. Başlı başına bu iki neden yeterli idi, bu tekniği uygun bulmama.

Tonsil (bademcik) kanserlerinde robotun ne işlevi olabilir ki diye düşündüm. Öyle ya, yüz yıldır bademcik ameliyatı yapmış KBB uzmanlarının robota ne gereksinimleri olabilirdi ki?

Oysa, robotun sağladığı görüşle, doğrudan-dışarıdan bakış arasında önemli bir fark vardı. Robotun cerrahi bölgede sağladığı görüş, robotik çok eklemli enstrümanların dışarıdan uzatılan düz gereçlere göre kıvraklığı ile bölgenin onkolojik ilkelere göre temizlenmesi olanaklı hale gelmişti. Oysa açık cerrahilerde bunu sağlayabilmek için alt çene kemiğini kesmek, ayırmakla başlamak gerekiyordu.

Bu bölge kanserlerinin tedavileri ise tam doz radyoterapi idi. Radyoterapinin yan etkileri ağız kuruluğu, ağız yaraları ve bazen de çevre kemiklerde önemli yıkımlar(osseoradyonekroz) demekti.

Bu arada, son yıllarda HPV ismi verilen “Human Papilloma Virüs”e bağlı kanserlerde artış var ve bu kanserler daha genç nüfusta görülür oldu. 25-30 yaşlarındaki bir kişinin hayatını kurtarmak kadar, sonraki hayatını sorunsuz ve nitelikli yaşamasını sağlamak da önemli.

Bu teknikle radikal (kökten-geniş) tonsillektomi (bademcik çıkarılması) ameliyatı yapılması sağlanıyor ve bu sayede radyoterapiyi daha düşük doz vermekle hastanın kanserden kurtulmasını sağlamak olanaklı hale gelmişti. Yani, hastanın bu sayede birçok kazancı sözkonusu idi. Kapalı ameliyat sayesinde cerrahiden daha az etkilenme, düşük doz radyoterapi sayesinde daha az yan etki ve kanserden kurtulması…

Benzer durumları kanser tedavisinin diğer alanlarında ve uyku apnesi gibi, önemli başka hastalıklarda da görmeye başladığımıza ilişkin erken veriler var. Bunların arkasının geleceği kanısındayım. İşte bu nedenlerle TORS’a ilgi duymaktayım.