Dünyada bir dönem en yaygın yapılan ameliyatlardan birisi bademciklerin alınması idi. Son yıllarda oranları azalmış olsa da, bu konu toplumda bilinirliği yüksek bir konu olagelmiştir.

Bilinirliği yüksek olmasına yüksek de, doğru bilgilerin bilinirlikteki payı aynı oranda değil. Bademcik ameliyatı eskiden beri küçümsenmiştir. Oysa, benim tanıdığım en büyük baş-boyun cerrahı Dr. Hamaker’a sorduğum zaman “en zor cerrahi” olarak nitelemiştir.

Zor bir cerrahi çünkü, ameliyat sonrası çok zor. Zor bir ameliyat çünkü, küçük bilinerek önemsenmiyor. Zor bir cerrahi çünkü, bu ameliyat hastayı yaşamsal risklerle karşı karşıya bırakabiliyor.

Boyundan büyük bu organı, hastalıklarını ve cerrahisini ele almaya çalışacağım.

Bademcikler boğazımızın, yuttuklarımızı ve kısmen de soluduklarımızı karşılayan bir çift görevli gibi. Sağda ve solda, dilin arka yan kısmında yer alıyorlar.

Bu görevi yaparlarken tek başlarına yapmıyorlar. Boğaz bölgesinde bademciklere eşlik eden pek çok benzeri oluşum var: dil kökündeki bademcikler, geniz bademciği, yutak arka ve yan duvarındaki küçük bekçiler…

Bunların içinde en büyükleri bademcikler. Bademcikler, isimlerini aldıkları bademlere şekil olarak kim benzetmiştir; bilmiyorum. Küçük halleriyle bademi andırsalar da, bazen görünmeyecek kadar küçük, bazen de iri bir ceviz büyüklüğüne ulaşıp boğazı tıkayacak boyuta gelebilmektedirler.

Bademcikler, bağışıklığımızı, bir başka deyişle mikroplara karşı dirençli olmamızı sağlayan pek çok organdan yalnızca biri. Gözenekli yapısı, salgıladığı sIgA bağışıklık molekülü ve boğazdaki emme kasılmalarla bir süngere benzetilebilirler.

Boğazdaki çok sayıdaki mikrobun çoğunlukla diş geçirememesine karşın, bazen bademcikler de yenik düşer ve bademcik iltihabı (tonsillit) olur.

Bademcik iltihaplarının önemli bir kısmı daha hafif atlatılır. Onların büyük bir kısmı virüs kökenli olur; ki. bu durumda çoğu kez birkaç günlük yatak istirahati iyileşme için yeterli olur.

Öpücük hastalığı diye de bilinen bir başka virüs hastalığı ise Epstein-Barr virüslerince oluşturulur ve tıbbi ismi enfeksiyöz mononükleozis’tir. Bu hastalık birkaç hafta sürebilir. Ateş, boğaz ağrısı, kırgınlık yapabilir.

Bademciklerin bakterilerle oluşturulan iltihaplarında en başta “beta hemolitik streptokok” yer alır. Bu mikrop ağır enfeksiyonlar yapar; yüksek ateş, halsizlik, eklem ağrıları, tükürüğünü yutamayacak kadar boğaz ağrısı sık gözlenir. Eskiden, antibiyotikler keşfedilmeden önce, kalp romatizmaları, eklem romatizmaları, böbrek iltihapları dahi yapabilirken, günümüzde bu tür komplikasyonları çok seyrek görülmektedir.

Bademciklerin iltihaplarında tek tür bakteri etkili olmayabilir. Bademciklerin içinde yer alan hemophilus influenza tip B, moraxella catarrhalis isimli, bir kısmı oksijensiz ortamda yaşayan (anaerob) mikroplar elele verip hastalığı ortaya çıkarabilir, ağırlaştırabilirler. Neyse ki, bu hastalıkların önemli bir kısmı ilaçlarla, antibiyotiklerle tedavi edilebilmektedir.

Bademciklerle ilgili ana iki sorun ise daha kökten bir çözümü, yani bademciklerin alınmasını
gerektirir:

  1. Çok sık hastalanan, yani iltihaplanan bademcikler!
  2. Çok büyük bademcikler

Ne zaman bir bademciğin çok sık hastalandığına karar veririz? Sanırım yirmi yılı aşkın bir süredir
kullanılan bir ölçüt var:

  1. Bir yılda 7 kez
  2. Son iki yılda 5’er kez
  3. Son üç yılda 3’er kez bademcik iltihaplanması yaşanmışsa ve her bir atağın gerçek bir bademcik iltihaplanması olduğunu bir hekim teşhis etmişse, bu kişinin bademciklerinin “çok” sık hastalandığı belirtilebilir. Hekim bu ataklarda ateş, boyunda lenf bezlerinin büyümüşlüğü, badeciklerin üzerini kaplayan iltihap tabakası veya boğazda beta hemolitik streptokok varlığının saptanmışlığı arayacaktır.

Tıpta bir kural varsa, o da hiç bir hastalığın kitaba uymak zorunda olmadığıdır. Ancak, “sık” iltihaplanma kavramının biraz daha somutlaştırılması adına bu ölçüt pek çok meslektaşımızca da benimsenmiştir.

Antibiyotiklarin yaygınlaşmaları ve gelişmeleri ile birlikte bu tür durumları ve o nedenle bademciklerin alınmaları gereğini daha az görür olduk.

Bademciklerin büyüyerek boğazı tıkamaları ise, daha yeni bir kavram oldu. Bir zamanlar, bademciklerin büyük olmalarının tıp camiasını çok rahatsız etmediği kanısındayım. “Büyükse büyük; demek ki çalışıyorlar” diyen büyüklerimiz olduğunu hatırlarım.

Günümüzde ise büyük bademcikler aynı hoşgörüyle karşılanmıyor. Aşırı büyük bademcikler hava yolunu daraltarak solunumu çok güçleştirebiliyor. Özellikle çok küçük çocuklarda bu durum kalpakciğer yetmezliğine kadar giden ağır hastalıklar yapabiliyor.

Bu durum çok daha nadir görülse de, uyku sırasındaki solunumu sıkıntılı ve gürültülü olan, solunum çabasından dolayı ter içinde kalan, gündüzü çok huzursuzluk içinde geçen, kimisinde hiperaktivite, kimisinde uykuya eğilim gözlenen pek çok çocukta bademcik büyüklüğü, hala yeterince önemsenmemektedir.

Oysa, bu durumdaki bir çocuğun yaşamında o an ve geleceğine ilişkin bir dizi olumsuz etkilenme gözlenebilir. O an için çocuğun uyku kalitesindeki düşüklük gündüz okul veriminde, bilişsel gelişiminde, dikkatlilik oranlarında, büyüme hızında düşmeler demek olabilir.

Geleceğine yönelik olarak ise, yüz iskeletinde bozuk gelişme ve arka hava yolunda darlık, uyku apnesi gelişmesi ilk akla gelen riskleri arasında sayabilirim.

Bademciklerin büyüklükleri hakkında kullanılan bir ölçüte göre, dört evrede alınabilirler:

  • Evre 1: Bademcikler kendilerini önden ve arkadan örten bantların daha iç kısmında kalırlar; yani
    en küçük haldedirler;
  • Evre 2: Bademcikler kendilerini önden ve arkadan örten bantların dışına çok az çıkmışlardır;
  • Evre 3: Her iki bademcik arasındaki boşluğun %75’ine kadar olan bir kısmını bademcikler doldururlar;
  • Evre 4: Bademcikler birbirlerine tema edecek kadar büyümüşlerdir(öpüşen bademcikler).

 
bademcikler
 
Bademcik ameliyatları ağızdan yapılır. Doğrudan bademciği, çevresindeki kapsülle(bademciğin dış kısmını saran kalınlaşmış zarsı doku) birlikte çıkarmayı gerektiren bu işlem pek çok yerde genel anestezi altında, yani hasta uyutularak yapılır.

İşlem çok uzun sürmese de, ameliyat sonrası iki haftaya kadar uzayabilen ağrılı bir süreçtir. Bu dönemde yüksek doz ağrı kesici kullanımı kaçınılmaz olacaktır.

Bu ameliyatın en önemli riski kanamadır. Hemen her KBB uzmanının deneyimlemiş olduğunu düşündüğüm bu durum, erken aşamada kontrol altına alınmayı gerektirir. Geç kanamalar bazen ameliyattan iki-üç hafta kadar sonraya kadar gözlemlenmiştir.

Bademciklerin sorun yaratmadığı günlerin yakın olmasını dileyerek..